Bu yıl tekrar Dostoyevski okuma yılımdı, hislerim henüz tazeyken Raskolnikov hakkında bir şeyler yazmak istedim. Çok erken yaşta, çok garip bir zamanlamaya tanıştığım bu roman karakteri, bağ kurduğumdur. Cemal Süreya'nın söylemiyle "o gün bugündür huzurum yoktur." Şüphesiz edebiyat evreninde beni en çok etkileyen roman karakteridir Raskol. Adının taşıdığı bölünmüş anlamından tutun da, içsel dinamikleri, hayat ve durumlara bakışı, belki Dostoyevski'nin kaleme almış olması, yani var olmuş olmasına bile yakın hissettiğim bir karakter Rodya. Bu kitap üzerine bir buçuk asırdır konuşuluyor ve zannediyorum bir çok kutup oluşmuş anafikir konusunda. Fakat en keskin olanları iki farklı görüş olarak ayrılmış. Bu görüşlerden biri Rodya'yı bir anlık delilik kurbanı olarak görüp, haklı görürken, diğer görüşse bir cana kıymanın olmazlığı üzerine konuşmakta haklı gibi. Evet kötü de olsa bir insanı öldürmenin, etik olarak elle tutulacak hiç bir yanı yok. Tüm kadim dinlerce de yok....