Ana içeriğe atla

Kayıtlar

his soykırımı

yapamıyorsan yapamıyorsundur. dimağın çünkü ısrarsız/ ve diğer her şey gibi sonunu bilmediğin bir kaos içinde büsbütün avuçlarında katranlaşan hengamenin içine esir ettikleriyle yüksünük, savruk, süreğen bir çağrışım yılgın üstelik son sürat giderken bu yılgıyla, sızlıyor burnun, içindekilerle dolu kafan ağır, güne dönen yüzünü boyamış yanılgı ve pek çok şeyi yitirdiğin o günün gecesi aidiyetsizliğin siliyor her şeyi /block/daha fazla block/ biliyorsun korkak olmanın sırası değil, akıyorken hayret direnç gösterebilmen huzursuz bağlama beyhude neden çünkü his soykırımı adı kaçarken de düşeceksin e biraz nüktedan. 🎧 Wherever i may roam
En son yayınlar

tüm bu oluş

| Niye ve şimdi bunun sırası mı bilmem fakat bir yerden düşmek isteseydim bu muhtemelen evrenin kenarı olurdu. Niye düşmek isterdim bilmiyorum. Evrenin ama mevzuyla kendisini ilişkilendirmesi bi hayli zor. Bir kenarı Stephan Hawking'e göre bile yok. Artık son kanıya göre evren sınırsız ama sonlu. Bir gün yok olacak ama üzgünüm canım kendim bir kenarı yok. :') Başlangıcıysa biraz kaoslu şaibeli entrikalı türk dizileri gibi süzüm süzüm süzülüyor. Evren ve ona oturtmak istediğim muhtemel tanımlar konusunda kafam evet biraz karışık. Gaz ve toz bulutlarını tenzih ederiz ama kim bu gaz ve toz bulutları. Khaos'un oğulları?. O zaman adları Gasos ve Tosos olmaz mıydı. Gasos ve Tosos diye yedi bölümlük mini dizi yazmamı isteseydi Netflix. -istemedi. Konumuz bu değil. Belli ki esaslı bir gazdan ve hatırı sayılır bir tozdan bahsediyorlar. Biz de anıyoruz. Mitolojide geçmemesi ya da bizim bir şekilde de olsa mitolojide yaşamadığımız gerçeğiyle birlikte biraz geçenlerde James Webb'in...

Kendini de birlikte götürmüş 🎧

• "Sokrates'e birinin yolculuklarla hemen hemen hiç değişmediğini söylemişler. "Eminim ki, kendini de birlikte götürmüştür" diye yanıtlamış Sokrates."¹ Yoksa madem hepimize bu cihanda bir yer, olmayan o yerde buluşacağızdır gibi, nereye kadar gideceğiz ya da duracağız çünkü yo lun sonunda bir yerde mutlaka toplanacağızdır. Ama değil mi ki oraya da aidiyet hissedemeyiz oradan da gidesimiz gelir orayı da kalabalık yaptık çünkü, orası da bir yer'leşti, resmiyet kazandı. Olur bu. Hep oldu. Buna direnmeyelim elbirliği edelim tamam kabul ama cihansız olup bir yerde de buluşmayalım lütfen. Kendilerimizi geride bırakabilir miyiz? Bu böyle herkesin kendine ait müstakil cihansızlığı olarak devam etse olmaz mı? Tamam kendini cihansız hissedenler güruhu olarak varlığınızın saptanmış olmasına hayır hiç asla lafım yok fakat sayınızın artmasından bir miktar rahatsızlık duyuyor olmam cihansızlığımı benciliyorsa, rahatsızım, müstakil cihansız olayım istiyorum, cihansızlıkla...

Mori

• Döneli yüz altmış beş gün kadar olmuş. (nereden döneli? - iç bir şekilse ve O ile gösterilirse bana düşmez bunun kaygısı - nereye ? - yokbunanlatamıyorum - keşke öbür tarafa italik de olabilseydi yazılar . Bu beş buçuk ayda bir kaç kere evden çıktım. Çıkmak, eylemenin ilk koşulu. - eylemek konusunda yetersiziz - Bu bir kaç kerenin ikisi oy kullanmak içindi. - bazı bir takım politik tutumlarımız ve politik tutumlarımızla dünyanın güzelleşebileceği ihitimaline olan inancımız- ??  Diğerleri ekseriyetle bir yerlerde yemek yemek ya da kütüphanelerde bir şeyler - belamı - aramak üzerine gerçekleşmiş olabilir. Dondurma yemeye bile çıkmış olabilirim. ( Dışarıya çıkma sebeplerim hiç bürokratik ve insancıl olmaz.) Dışarıya çıkmanın çünkü oturup düşünecek bir yer bulana kadar boşlukta salınmak olduğunu düşünüyorum. Hani mikroskopla bakılan şeyin kımıl kımıl olması hali; başına buyruk ama gözetlenen, kimsesiz ama sınırları olan, soyut ama düşük bütçeli...  bunu uzatabilirim ama niye ya...

beni flash belleğe gömün

. Evren sizce de müthiş muazzam bi serüven değil mi. Mevzuya her şey nasıl başladı diye giremeyeceğim hayır. Bunu deli gibi merak ettiğinizi biliyorum. Fakat bugün konu Plütonun yalnızlığı.  Dünya'nın bu tarafında oturduk Plüton'u yâd ediyoruz. -dünya'nın bu tarafı evet biraz şaibeli- ama oturduğumuz kesin. Neyse belki yürüyor da olabilirsiniz. İşinize karışmak gibi olmasın. Neyse Plüton diyordum, bir adı olması ve bunu hepimizin biliyor olmasından hoşnut Plüton. Numara verilen tonlarca gezegenden biri değil. Gezegenlikten çıkarılmanın bile bir onuru var. Onun onuru bizce baki. Adıyla kalbimizde hala bir yeri var çünkü. Hala gönüllerin dokuzuncu gezegeni. Belki hatta daha mühim, çünkü dışlandı. Plüton'un bu acıklı hikayesi 2006 yılında başlar. Öyle kendi halinde takılırken Plüton 1930 yılında keşfedilip, dokuzuncu gezegen olarak tanımlanırken Uluslararası Astronomi Birliği 2006 yılında birden çıkıyor ve gezegen olmanın koşullarını tekrar tanımlamaya karar veriyor. Dola...

kendinden bi parça say/a/mıyor

Şu günbatımını izledim geçen gün kırk dakika sahilde durup. Kendimi şanslı azınlıkta hissettim. Güneş dans etti çünkü. Kulaklığım vardı. Uzak gözlüğüm de yanımdaydı ve bu çok nadir olur, yani istediğim şeylerin gerçekleşmesi. Uzağa baktım doyasıya, her şey çok netti. Keşke insan da net olsaydı /mı/ bu kadar. Fakat insan "kendi" olduğunda çok kabul görmüyor. Kabul görülmek istiyor mu gerçi onu da bilmiyorum. -İsteniyor mu bu?- Kabul edilmek? -kendiliğinden oluyorduysa olmuyor mu bu eylem. Kabul çünkü yükü ağır bir kelime. "Benimsemek" sözlükte karşılığı. Benimseme, "kendinden bir parça sayma." -Birisinin sizi, sizin bir başkasını kendinizden bir parça saymanız. Bu biraz şey değil mi -yük? -yük/yığın, üzere alınan şey. Dünya deliğinde zor bi' eylem. Ama düşününce, insan bile kendine yükken, kendi parçaları dahi birbiriyle uyuşmuyorken, ne bileyim, huyları, beğendikleri, sevdiği şeyler, uğraşıları, hobileri, fobileri -tatlı tercihleri bile- an be an değiş...

üstün insan formuyla aramdakiler ve yapay zeka ile zeytin yeyişlerimiz

Bir objeyi, sözü, şiiri, heykeli, resmi, görüntüyü, akışı, hareketliliği, durağanlığı, bilinç akışını, zihin resmini;  kolajı, asamblajı,  dijitali, pixeli, gravürü, mermeri, taşı, el işini, ip işini, tekstil işini, görsel işi yani çeşitlerini sonsuza kadar sıralayabileceğimiz bu tüm  kişi ve kişilerin tarih öncesi çağlardan beri yapageldikleri her şeyi sanat eseri yapan tam olarak nedir? Neye, neden sanat diyoruz? Bu soruları gündelik hayatta dile getirmesek de çok sık düşünürüz. Hatta ilk gardımız anlamlandıramadığımız o "şey" karşımıza dikildiğinde düşer.  Çoğunlukla çünkü " şeyleri " sanat eseri olmak ya da olmamakla ilişkilendirdiğimizde tartışmalar meydana gelir. Herkesin sanat anlayışı -tüm şart ve dengeleri bir araya getirip oluşumun neye itki o sağlanamazsa neye bağlı olduğunun çıkarsamasını yapamadığımızla ve çeşitli güzellik algılarıyla etrafı gözlemlediğimiz gerçeğiyle de ilintili olarak- farklıdır. Bu hengamede " O ş eye neden sanat diyoruz?" ...

sağlam kroşe

ölüp gitmekle ilgili sorunlar mevcut süreğen. akış rutin, üstelik hızlı. asırlardır kabul edilmiyor, bunun farkındayız, ölümsüzlüğün peşinden az koşulmadı. ne çare fakat ölünüyor. e ölünsün bunun nesi kötü. tezahürü güzel diye katlanılan bu simülasyondan daha iyidir hem belki, boyut değişimi, öyle ya da böyle, farklı bi delik, alan; her ne olacaksa, bunun nesi korkutucu diyebilir miyiz belki de fantastik, büyülü evet diyebiliriz belki alengirli. geride kalanlar düşünecek artık burasının bokunu püsürünü, gidenin zamanı bitti, gidene ne ki, hatırlamıyor/görmüyor burada o gittikten sonra olanları, üzülecek ne varmış, kim gelmiş cenazeme, kaç gün ağlamışlar, kaçıncı gün belki akıllarına geldim, sonra ne zaman unutuldum. gittim çünkü bitti benim hikâyem buraya kadardı, buydu en son görünen kısmım.son tezahür.gerisi beni ne ilgilendirir, ki ilgilendirir mi ayrıca, bedenim bana ait değil artık. Bedenim artık anakronik bir sorun. Çürümesi kokması hastalık yayması muhtemel enkaz. çüreğen. gidil...

falso

Yürekler bir akıllarda tek soru. -nasıl bu kadar uyumsuz olunur?- neden -nasıl bu kadar uyumlusunuz.- sorusunu sormaz kimse. Uyumsuzluğu değil de uyumluluğu anlamıyorum, nasıl mümkün olduğunu. İnsan neden uyumlu olur füreya? İtibar görmek için?-aman etliye sütlüye karışmayayım başım belaya girmesin politika gibi bu ilişkiler neden kötü olayım çıkarlarım var sorun istemiyorum herkesle geçinmek herkesle herkesleşmek istiyorum. -belki daha insani açıdan düşünelim- insan sevmek istiyorum. insanı olduğu gibi sevmek. bir arada yaşayabilmenin mümkün olduğunu kanıtlamak istiyorum/birbirimize sırt dayayabileceğimizi. güveniyorum, güvenilmek istiyorum.-ya da var olma savaşı açısından? -fikrim sorulsun önemseneyim birilerinin varlığıyla vücut bulayım. -yalnız kalma korkusu? -vakit geçer zaman ölür başkalarıyla bir aradayken yalnızlıktan kurumam. kuruyup çatırt diye kırılma ortadan. Yalnızlıkla fakat uyumsuzluk kardeş, ötekinin sonucu diğerinin başlangıcı. Yalnız kalmaktan mı ko...